KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


TARİHTE YAŞAYAN PEK ÇOK MİLLET BUGÜN NEDEN YAŞAMIYOR? (I)

Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Değerli dostlar, milletimizin çok uzun ve derin bir geçmişi var. Bu, bilinen bir hakikat ve tarihsel de bir gerçek. Orta Asya bozkırlarında başlayan yolculuğumuz sonrasında, Anadolu´nun kapısı 1071 yılında Malazgirt ile bize açılmış ve zamanla da burası bize vatan olmuş. Ne yazık ki ağır bedeller de ödemişiz. Hala da ödemeye devam ediyoruz. Anadolu´yu yurt edinmek, bizlere pahalıya mal olmuşsa da bana göre bu bedellerin sebebi salt burayı yurt edinmiş olmamız değildir. Buraya geldikten sonra, burada kurduğumuz büyük devletler sonucunda, ortaya koymuş olduğumuz alternatif medeniyetlerin de bedellerin ağır olmasında rolünün olduğunu düşünmekteyim. Dünya bir cennet değil ki! Dostlar kadar düşmanların varlığı da iyilikler kadar kötülüklerin olduğu da bir gerçek değil mi? Yaşam milletler kadar medeniyetlerin de rekabet alanı, sanki?

Değerli dostlar, büyük devletlerin ve milletlerin çok dostu olmakla birlikte çok da düşmanları olmaktadır. Bu bilinen bir hakikattir. Bu açıdan büyük devletler, büyük oldukları ve bunu sürdürebildikleri sürece ayakta kalmakta, sürdüremediği anda da duraklama ve ardından da gerilemeye başlamaktadırlar. Güçlüyken, hemen hemen herkes o millete dost olurken, zayıf düşünce düşmanların sayısı bile birden bire artmaktadır. Tıpkı bir insan vücudundaki yapı gibi. Sağlıklı vücuda olumsuz etki yapamayan çeşitli mikroorganizmaların, vücudun zayıf kalması halinde vücuda saldırması gibi. Boşuna dememişler; düşenin dostu olmaz diye?

İbn-i Haldun devletler de canlılar gibi demiş. Doğar, büyür ve sonra yaşlanıp ölür ve tarih sahnesinden çekilir. Şimdiye kadar yeryüzünde belki de binlerce veya daha fazla devletin kaderi hep böyle olmuştur. Doğmuş, büyümüş ve sonra ölüp, yok olup gitmiştir. Yalnızca devletlerin mi? Milletlerin de kaderi bu teoride belirtildiği gibi neticelenmiştir. Sümerler, Etiler, Frigyalılar, Antik Yunanlılar gibi? Tarihte devletleri sonlansa da yok olsa da millet olarak varlığını sürdüren ender milletlerden biri de Türkler olmuştur. Tarihi komşumuz olan Çinlilerinde uzun bir geçmişi var. Çinlilerin başına, bizim başımıza geldiği kadar badire gelmiş midir? Bunu da sorgulamak gerekir.

Değerli arkadaşlar, insanlık; ilk insandan beri varlığını sürdürmekte ve yaşam süreci hep değişerek devam etmektedir. Bu noktada, insanlık devam etse de insan değişmektedir. Bu bakımdan, milletler de hep değişmektedir. Günümüzde var olan milletlerin ancak bazıları tarihte millet olarak vardı. Günümüzdeki bazı milletler sonradan millet haline gelerek, varlığını sürdürmektedir. Tarihte var olan pek çok kavim de tarih sahnesinden çekilerek yok olmuş ve gitmiştir... O halde şu soruyu sormak gerekmez mi? Neden bazı milletler yok olup giderken, bazıları da varlıklarını korumuştur? Bu sorunun bence tek bir cevabı yoktur. Çok cevabı vardır. En önemli cevaplardan bir kaçını aşağıda sıralamak da mümkündür.

Varlıklarını koruyan milletler, genelde değişime ve çağın koşullarına ayak uyduranlar olarak ifade edilebilir. Bir millet, değişime ne kadar açıksa hayatta kalarak varlığını sürdürme olasılığı da o kadar yüksektir. Zira koşullar hep değişmektedir. Koşullar değiştiği halde millet değişime direniyorsa, akıbet millet için pek hayırlı olmuyor demektir. Burada değişimden kasıt, daha çok yaşamın pratik değerlerinin değişimidir. Milletlerin değişmeyen değerlerinin olduğu da bilinmelidir.

Değişimin aynı zamanda, ekonomik bir sonucunun olduğu da unutulmamalıdır. Günümüzde, örneğin makinaya dayalı bir üretimin karşısında, el becerisine dayalı bir üretimin ayakta kalma şansının pek olmaması gibi. El becerisine dayalı üretim de hayatta kalabilir. Ancak belli sınırlar ve belli kesimlere hitap edecek şekilde olabilir. Bunun gibi milletlerin de ayakta kalmasıyla alakalı olarak ekonomik veya teknolojik bir analiz geliştirilebilir. Teknolojik üstünlük sağlayan milletler karşısında, sağlamayanların durumu bu açıdan; makinaya dayalı üretim yapanla el becerisine dayalı üretim yapan gibidir. İkincilerin durumu gerçekten zordur. Zira dünyada teknolojide üstünlük sağlayanların hâkimiyeti söz konusudur.

Ayakta kalan tüm milletler, teknolojik olarak üstün milletler de denemez. Ancak uzun vadede milletleri bu noktada ikiye ayırmak da mümkündür. Ayakta kalma olasılığı yüksek olanlarla ayakta kalma olasılığı düşük olanlar?

 

Hoşça kalın?

 

Devam edecek?