KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


TOPLUMSAL ENERJİMİZ

Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Değerli dostlar, daha öncede defaten belirtmiştim; enerji kavramı daha çok iş üretme, hareket üretme gibi anlamlara gelmektedir. Enerjinin fiziksel anlamı ile ilgili pek çok bilgileri de yazılarımda yansıtmaya çalıştım. Hatta bazen bir gazete yazısı için detay olacak şekilde. Olsun, önemi yok! Sağlık olsun. Zaman zaman seviyeyi yüksek tutsak da umarım, yazdıklarımız faydalı oluyordur. Tüm mesele bu. Zira genelde yazdığım pek çok konu hepimizin ortak konusudur. Enerji de teknoloji de ekonomi de?

Bugün, fiziksel enerjiden ziyade toplumumuzu oluşturan insan potansiyelimizin enerjisi ile ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Ülkemizin bugünlerde ekonomik ve siyasi alanlarda gündemi yoğun olsa da ben, ülkemiz meselelerine daha farklı pencereden bakmaya gayet ediyorum. Ülkemizin yukarıda ifade ettiğim konuları da elbette önemli. Ancak bu konular daha farklı uzmanlık ve altyapı isteyen konulardır. Ben bu köşede, güncelliğini hep koruyan konuları özellikle de enerji bakış açısını temel alan bir yaklaşımla ele almaya çalışıyorum. Değerli dostlar, bir toplumun maddi zenginliğinin sahip olduğu topraklarından, denizlerinden, ormanlarından, güneşten vs. kaynaklı olduğunu daha önce belirtmiştim. Bunlar da toplumun enerjisidir. Bazıları direkt enerji olmasa da sonuçta her şey enerjidir, denilebilir. Nereden baktığımıza bağlı olarak. Bu kaynakların dışında, ülkelerin beşeri potansiyelleri de mevcuttur. Beşeri potansiyel belki de en önemli potansiyellerden biridir. Zira sonuçta aslında her şey insanla anlamlıdır. Yaşamın merkezinde insan vardır. Bu da olayın başka bir boyutudur.

Ben bu yazıda, daha çok beşeri potansiyelinin önemine vurgu yapmaya çalışacağım. Ülkeler veya ülkeleri oluşturan toplumlar; maddi zenginliklerinin yanında beşeri zenginlikleri ile de yeryüzünde ağırlıklarını hissettirmekte ve etkili olmaktadır. Ancak bu ağırlık için salt sayısal üstünlük, tek başına yeterli değildir. Bugün dünyada nüfusu çok fazla olup da henüz belirli gelişme ve gelir düzeyinin üzerine çıkamamış ülkelerin veya toplumların varlığı da bir gerçektir. Dolayısıyla nüfusun; eğitim durumu, çalışanların oranı, işadamı sayısı, tüccar sayısı, sanatçısı, düşünürü, işçisi, memuru vs. bunların varlığı da önemli unsurlardır. Bir ülkede bu manada herkes önemlidir. Mesleğinin şu ya da bu olması önemli değildir. Zira herkesin yaptığı iş, bir anlamda kamu hizmetidir. Bunu ülkenin kalkınmasına ve gelişimine yapılan bir katkı gibi düşünmek gerekir. Bu açıdan, bence burada ölçü; bir insan tükettiğinden daha fazla üretiyorsa genel ekonomik sisteme ve toplumsal hayata katkı yapıyor demektir. Bunu salt maddi üretim anlamında da demiyorum. Burada hizmet üretimi de önemlidir. Maddi üretimde bulunmayan ancak hizmet üretiminde bulunanlar da aynı kategoridedir. Burada bir sektörün diğer bir sektöre üstünlüğünden ziyade yapılan katkı daha önemlidir. Bu hususta her meslek ve faydalı her eylem ülke ve toplum açısından hatta insanlık açısından önemlidir ve anlamlıdır. Her faaliyetin birbirleri ile yakın ilişkilerinin de olduğunu söylemek mümkündür. Sokaklarda çöpler toplanmasa şehirlerin ne hale geleceğini tahmin edebiliriz. Bu yüzden, özellikle modern batı toplumlarında emeğin kutsallığı söz konusu ve emeğe saygı daha baskın şekilde kendini hissettirmektedir. Kaldı ki bir insanın yetişmesi ve üretime katılması da hemen gerçekleşen bir olgu değildir. Bu husus da önemlidir. Bunu da dikkate almak gerekir. Eskiden Kayseri´de bir yiğit kırk yılda meydana gelir diye bir tabir vardı. Tabir, insan kaynağının oluşması içinde belli bir zamana ihtiyaç olduğunun vurgulaması açısından manidardır.

Değerli dostlar, bir toplumda; beşeri potansiyellerin varlığı kadar bunların nasıl kullanıldığı ve değerlendirildiği de önemlidir. Bu konuda yaptığım gözlemlerde; genellikle batı toplumlarında beşeri potansiyellerin de diğer maddi potansiyeller kadar hatta daha da fazla verimli değerlendirildiği ve bu hususta toplumsal bir bilincin geliştirildiğini de fark ettim. Adama göre iş anlayışının yerine, işe göre adam anlayışının daha baskın olduğunu anladım. Zira bu tür toplumlar, daha organize ve daha sistematik toplumlardır. Bu toplumların aynı zamanda daha planlı yaklaşım anlayışı geliştirdiklerini de gördüm. Kimin nerede, nasıl çalışacağı ve bunun için gerekli altyapıların neler olacağı hususları belirlenmiş ve hayata geçirilmiş. Bu hususta ilkeleri olan bir sistem belirlenmiş ve sistem de ilkelere göre çalıştırılmaktadır. Toplum planlı olmasının yanında, serbest girişimciliğe de önem vermektedir. Statükocu bir anlayışın gelişmesine de bir taraftan izin verilmemiş. Dinamik bir yaşam anlayışı da benimsenmiş. Değişim ve dönüşüme açık bir yapı da oluşturulmuş. Dolayısıyla organize ve sistematik olmalarının yanında, kurumlar arası geçirgenlikler de kolaylaştırılmış ve kurumlar arası senkronize bir yapı da meydana getirilmiş. Böylelikle zaman ve enerji kaybı da minimize edilmeye çalışılmış.

Değerli dostlar, toplumumuzun batı toplumlarına göre daha genç yapısı vardır. Gençlik; enerji demek, dinamizm demek, gelecek ve ümit demektir. Bu açıdan oldukça avantajlı durumdayız. Ancak bu enerjinin de iyi kullanılması ve verimli değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için de Amerika´yı yeniden keşfetmeye lüzum yoktur. Yapacağımız şey, gelişmiş ülkelerde kurulmuş ve verimli çalışan sistem anlayışlarını ülkemiz için de gerçekleştirmektir. Yaşama hâkim kılmaktır. Bunu yaparsak nüfusun bizim için avantaj olması, yapamazsak da dezavantaj olması kaçınılmazdır. Tıpkı vektörler gibi. Vektörler yönlü büyüklüklerdir. Hız gibi, kuvvet gibi. Örneğin; bir yükü bir insan grubu bir yöne, diğer bir insan grubu da tam zıt yöne çekerse o yükün harekete geçmesi, taşınması zorlaşır ve sonuçta bir iş de gerçekleşemez. Hatta bir sürü emek de heba olur, boşa gider. Bu açıdan çokluğun iyi yönetilmesi ve enerjisinin heba edilmemesi de önemlidir. Özellikle de toplumlar ve onların oluşturduğu devletler için. Nihayetinde tüm insanlık için?  

Hoşça kalın?