YENİ YIL, YENİ ZAMAN VE YENİ YAŞAM
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 1.1.2019 00:00:04 / 291okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Değerli dostlar, bir yılı daha geride bırakarak, yeni bir yıla girmiş olduk. Klasik bir söylem de olsa; başta ülkemiz ve milletimiz olmak üzere,  yeni yılda tüm insanlığa barış, huzur ve sağlık diliyorum. Zira buna çok ihtiyaç duyduğumuz bir zaman diliminde yaşıyoruz. İnsanlık bu noktada zorlu bir sınavdan geçmektedir. Burada tüm insanlara, toplumlara ve devletlere çok ciddi sorumluluklar düşmektedir. Hepimizin bu konuda daha duyarlı olması gerekmektedir. Millet olarak, hassasiyetlerimizi artırmamız gerekmektedir. Sadece bizim mi? Hayır. Tüm dünya milletleri; insanlık adına, onun kalıcılığının devamı noktasında bir çaba içerisinde olması gerekmektedir. Postmodern bir çağda bu durum biraz zor olsa da insanlık meseleleri her şeyin üzerinde olmalıdır.

Dostlarım zaman nedir? Sorusu basit olmakla birlikte yanıtı o kadar da basit değildir. Hani adama sormuşlar, zaman nedir? O da demiş ki sorulunca ne olduğunu bilemiyorum ama sorulmayınca da onun ne olduğunu anlıyor ve biliyorum. Bu nasıl bir cevap denilebilir? İlginç bir cevap denilebilir. Burada zamanın, tanımlanan bir olgu olmasından ziyade, yaşanılan bir olgu olduğu ifade edilmeye çalışılıyor sanki. Zaman, yaşanılan bir mefhum. Tarifinden ziyade, yaşanarak bilinen, anlaşılan bir fiziksel olgu. Birisini veya bir şeyi beklediğimiz süredir. Bir eylemin içinden geçtiği sürede de denilebilir. Kimi fizikçilere göre zaman, başka hiçbir şey olmadığında olan şeydir. Onlara göre zamanın tanımından ziyade ölçümü önemlidir.

Fizikte zaman olgusu hareket ve yer değiştirme ile tanımlanan bir büyüklük. Herhangi bir cisim, belli bir sabit hız ile bir yerden başka bir yere gittiğinde, cismin aldığı yolun hızına oranı, zamanı veya geçen süreyi verir. Bu noktada hızı nasıl tanımlayacağız? Gibi bir soru da sorulabilir. Hızı da zamana dayalı olarak, zamanda alınan mesafe olarak tanımlayacağız. Demek ki hareket olmasaydı, zaman da bereket de olmayacaktı. Hareket olmasa, değil zaman, yaşam da olmazdı. Evrende bu manada mutlak hareketsizlik diye bir kavram da zaten yoktur. Her nesne hareket halindedir. Buradan, yaşam ile hareket ve zaman arasında bir ilişki yapısı olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Yaşamın en önemli parametreleri; zaman, mekân, hareket, bereket ve diğerleri…

Zaman, ontolojik bir kavram veya bir boyuttur. Yani var olan bir şeydir. Klasik fiziğe göre, zaman bağımsız bir boyut yani bir varlıktır. O hiçbir şeye bağlı değildir. Bağımsızdır ve değişmez. Zaman hep ileri akar. Şairin ifadesiyle tıpkı bir kuşun uçması, bir nehirdeki suyun akması gibi. Nehir, suyu sizin yanınıza taşıdığında, zaman o an olur. Sonra aynı nehir suyu sizin önünüzden aşağılara doğru aktığında ise zaman geçmiş olur. Yine bu anlayışa göre, nehrin suyu hep aynı hızda akar. Kıvrım kıvrım akmasa da…

Ancak modern fizik anlayışı ile birlikte, zaman anlayışı da değişmiştir. Bu anlayışa göre, hız arttıkça, zaman yavaşlamaktadır. Saatler yavaş çalışmaktadır. Bu olguya, zaman genişlemesi denmektedir. Işık hızında, zamanın durduğu anlaşılmıştır. Saniyede 300 bin km hızla giden bir uzay aracında, saatlerin duracağı gözlemlenecektir. Modern fizik anlayışı, bu hususta ayrıca uzay-zaman denilen yeni bir kavram daha ortaya koymuştur. Bu anlayışa göre, zaman bağımsız bir büyüklük değil, bağımlı bir büyüklük olduğu sonucuna varıldı. Klasik anlayışta olduğu gibi hep akıp da gitmiyordu. Geçmiş ve gelecek diye bir şey de bir anlamda yoktu. Hey şey uzay-zaman yani 4 boyutlu evrende duruyordu. Bu, tıpkı bir filmi izlerken fotoğrafların peş peşe gelerek hareket varmış gibi algılanması gibiydi. Her fotoğraf karesi görüntülenmek için sırasını bekliyordu. Zira modern fizik anlayışına göre, sadece olaylar vardı. Belki de olgular da yoktu.

Değerli dostlar, zaman kavramı her iki anlayış için farklı olsa da bizim dünyamızdaki algılamalarımızda bir geçmiş, bir şimdi, bir de gelecek vardır. Geçmiş geçmişte kalmış gerçekliğini yitirmiş; gelecek ise henüz gelmemiş ve gerçeklik kazanmamış; içinde bulunduğumuz an ise hepimizin mutabık olduğu tek gerçektir. En azından bizim algımız böyledir. Bu bir yanılsama denilse de acı bir yanılsamadır ve bizim gerçeğimizdir. Ancak modern fiziğe göre, bizim için şuan, bir başkasının geleceği veya geçmişi olabilir bu da ayrı bir gerçektir. Zira modern fizik anlayışı, evrene evrenin dışından bakan bir bakışa göre geliştirilmiş bir anlayış olsa gerek. O yüzden, içeride hissedilen algı ile dışarıdan hissedilen algı farklı olsa gerek.

Arkadaşlar, ifade etmeye çalıştığım bilgiler açısından bakıldığında, aslında çok bilindiği varsayılan zaman kavramının, aslında basit bir kavram olmadığı, farklı fizik anlayışlarının farklı zaman kavramlarının olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, bizim için basitçe her yıl periyodik olarak tekrarlanan ve akıp giden sürekli bir zaman anlayışı içerisinde eski bir yılı geride bırakıp, yeni bir yıla girmiş bulunmaktayız. Bu hususta, her ne kadar uzay-zaman boyutunda her şey fotoğraf karesi gibi yerinde duruyor, sırasını bekliyor olsa da fotoğraflarda olanı bilmemize olanak olmasa da inşallah bizim için güzel şeyler, hayırlı akıbetler vardır o fotoğraflarda, demekten başka bir şey dememiz şimdilik mümkün görünmüyor. Zira bizim için belirsizlikler mevcut. Geleceğin gelecek olduğunu bilsek de bizleri nasıl bir gelecek beklediğini bilemiyoruz. Fizik bu hususta, evren denen devasa kozmik makinanın çalışma mekanizmasının prensibini ortaya koymaktadır. Bu mekanizmanın, bir film makinasında olduğu gibi fotoğrafların arka arkaya gelerek filmin oynatıldığını şeklinde olduğu ifade edilse de fotoğraflarda nelerin olduğu, hangi fotoğrafların olduğu söylenememektedir. Umarım bu fotoğraflarda bizim ve tüm insanlık için güzel ve hayırlı kareler vardır. Zira fotoğraf kareleri henüz yayınlanmadan, buradan yani evrenin içinden bakılarak anlaşılması mümkün değildir. Her ne kadar evrenin dışından bakıldığında belki bilinse de. Bunun için de evrenin dışına seyahat etmek gerekir. Şairin dediği gibi, seyahat var da kalan biz miyiz?

 

Hepinize güzel ve mutlu gelecek dolu fotoğraflarınız olmasını dileyerek, bu günkü resmi de tamamlamak isterim…

 

Herkese tekrar güzel, mutlu ve sağlıklı yıllar dilerim…

 

 

 

Not:

Geçen yılbaşında aramızda olup da bu yılın sonlarına doğru aramızdan ayrılan, sevgili anacığımın vefatı dolayısıyla, acımızı bizlerle paylaşan; tüm akrabalarıma, dostlarıma, arkadaşlarıma ve öğrencilerime yürekten teşekkür eder, onlara da Allahtan uzun ve güzel ömürler dilerim. 

Anahtar Kelimeler: YENİ, YENİ, ZAMAN, YENİ, YAŞAM
Yazarın Diğer Yazıları
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
NE KADAR VE NEREDE KUANTUM? (10 Ocak 2019 - Perşembe)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
GELENEKSEL YAŞAM (20 Aralık 2018 - Perşembe)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
22 Ocak 2019 Salı
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL