İL MÜFTÜSÜ DOÇ. DR. ŞAHİN GÜVEN İLE
HAFTANIN RÖPORTAJI
Tarih: 3.6.2016 21:00:05/ 6604okunma / 0yorum

İL MÜFTÜSÜ DOÇ. DR. ŞAHİN GÜVEN;

MÜSLÜMAN ZEKÂTINI VERMİYORSA MALINA HARAM KARIŞTIRIYOR DEMEKTİR

İl Müftüsü Doç. Dr. Şahin Güven, Ramazan ayını bir Müslüman´ın nasıl geçirmesi ve Ramazan ayının önemi konusunda gazetemize bilgiler verdi. Oruç tutmak gibi farz olan Zekât´ın da en çok bu ay da verilmesi hakkında da bilgiler veren Şahin Güven, “Müslüman zekâtını vermiyorsa malına haram karıştırıyor demektir” diyerek, Müslümanları net bir şekilde uyardı.

Bu haftaki röportaj bölümümüzde Ramazan-ı Şerif´e girmemizden dolayı, İl Müftüsü Doç. Dr. Şahin Güven ile yaptık. Şahin Güven ile Ramazan ayında yapmamız ve yapmamız gereken davranışları, fitre ve zekâtın önemini, Ramazan-ı Şerif´in önemi, orucumuzu tehlikeye düşürebilecek halleri konuştuk. Her Müslüman´a farz olan oruç ibadetini doğru bir şekilde ifa etmek için gerçekleştirdiğimiz sohbetimizin ayrıntıları…

E. KİPMAN: Mübarek Ramazan-ı Şerif ayına gelmiş bulunuyoruz. Ramazan ayı geldi. Öncelikle Ramazan ayının önemi Müslümanlar açısından neden önemlidir? Kısaca bahseder misiniz?

RAMAZAN AYININ ÖNEMİ, RAMAZAN AYINDA NAZİL OLMAYA BAŞLAYAN KURAN-I KERİM´DEN GELMEKTEDİR

Ş. GÜVEN: Öncelik bütün Kayserili hemşerilerimizin içinde bulunmuş olduğumuz Şaban ayının son günlerindeyiz ve onun mübarek olmasını diliyorum ve Ramazan ayına da Yüce Mevla´mız bizi kavuştursun, ramazan ayında her birimiz muhabbet içerisinde ve Rabbimize olan kulluk sorumluluğumuzu yerine getirirken, oruçlarımızı tutarak, namazlarımızı kılarak teravihlere giderek güzel bir ramazan geçirmemizi temenni ediyorum. İnşallah o güzel ramazanın sonucunda da hep birlikte milletçe, ümmetçe Bayram yaparız diye düşünüyorum. Tabii ki Ramazan ayının aslında bütün anlam ve önemi Ramazan ayında nazil olmaya başlayan Kuran-ı Kerim´den gelmektedir. Kuran-ı Kerim´de Kadir Suresi diye bir suremiz vardır. Aynı zamanda bir de Ramazan ayında Kadir Gecemiz vardır. İşte o Kadir Gecesi´ni anlatan surede, “İnna enzelnahü fiy leyletilkadr” “Biz o Kuran-ı Kadir Gecesi´nde indirmeye başladık” “Ve ma edrake ma leyletülkadr” “Leyletülkadr´in kadrinin kıymetinin, değerinin ne olduğunu sen bilir misin?” Allah bize böyle soruyor. “Leyletülkadri hayrüm min elfi şehr” “Ki o Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlı bir gecedir” neden çünkü o gecede Kuran nazil olmaya başladı. Yine aynı şekilde Bakara Suresi´nde Oruç Ayetleri diyebileceğimiz Oruç ile ilgili hükümleri belirten ayetlerde de Kuran´ın Ramazan ayında indirildiğini açık bir şekilde ifade ediyor. Âlimlerimiz şunu söylüyorlar; Ramazan ayında indirildiğinden maksat, indirilmeye başlandı. Yoksa 23 yılda Kuran-ı Kerim nazil olmuştur. Ramazan ayının en güzel şekilde başka bir şekilde anlatılması varsa ‘Kuran-ı Kerim Ayıdır.” Bu sebeple müminler Ramazan ayında Kuran´ı daha iyi anlamalı, Kuran´ı okumalı. Evet, biz oruç tutuyoruz ama oruç, bizim yemekten, içmekten ve meşru eşlerimiz ile olan cinsel ilişkiden ayrılmayı, yani Sahur vaktinden güneşin batmasına iftar vaktine kadar olan süre içerisinde bizim oruç tutmamız, bizi manevi yönden yüceltmek içindir. Bu sebep ile Ramazan ayının bütün önemi Kuran´dan gelmektedir ve Kuran da bizi muttaki bir mümin yapar. Kuran-ı Kerim´de şöyle bir ayet var; “Ey iman edenler, sizden önceki bütün milletlere, topluluklara oruç farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki böylece muttaki insanlar olursunuz.” Yani ramazan ayı oruç tutmak bizi daha takva sahibi yapmalı. Takva ne demek, Allah´a karşı sorumluluk bilincimizi oluşturmak demek. Sorumluluğumuzu yerine getirmek demek. Yani, Allah-ü Teâlâ´nın bize emrettiği şeyleri yerine getirmek, yasakladığı şeylerden de kaçınmak, muttaki müminin özelliklerindedir.

E. KİPMAN: Ramazan ayında gayri Müslimler bile oruç tutan Müslümanlara saygı gösterir, açıktan açığa bir şey yiyip içmezdi. Onlar bile bu kadar önem gösterdiği bir aya Müslümanlar nasıl hazırlanmalı. Ramazan öncesinde neler yapmalı?

RAMAZAN´DA EDEP VE HAYÂ DUYGUSU OLMADAN SATIŞ YAPMALARININ ŞEHRİMİZİN MANEVİ DOKUSUNA ZARAR VERİYOR

Ş. GÜVEN: Emre Bey, şunu bilmekte fayda var; Ramazan bütün rahmetiyle ve bereketiyle şehirlerimize yansımakta aslında. Çarşı pazarlarda insanlar hummalı bir alışveriş içerisine girerler. Aynı zamanda kendilerine bir hazırlık yapar, ‘teravihe gideceğim, oruç tutacağım´ diye. Belki hayatında namaz kılmayan bir insan Ramazan´da oruç tutuyor bu ülkede. Aslında bizim o oruçlarımız namaz kılmaya da bizi yönlendirmeli 5 vakit namazımızı da kılmalıyız. Çünkü yapılan istatistikler şunu söylüyor; 5 vakit namazını kılmıyor bir mümin kardeşimiz, namaz tembeli, oysa bu farz olan bir emir. Teravih ise nafile ama ona geliyor. Neden? Toplumsal olarak özellikle mahallelerimizde, evlerimizde bu bir gelenek haline gelmiş. ‘İnsanlar teravihe gitmeli!´ ‘İnsanlar Oruç tutmalı!´ böyle güzel hasletimiz var. Ancak bununla birlikte son yıllarda özellikle şehirleşmenin getirmiş olduğu bir takım dejenerasyonlar var. Yani, eskiden bizim şehirlerimizde Ramazan ayında açık olan, lokantalarımız bile önüne perde gererdi, içerideki yemek yiyen insanlar var. O insanlar yoldan gelmiştir, rahatsızdır, bir mazereti vardır, bu sebeple tutmuyor olabilir. Bir kısım lokantalarımızın açık olmasında bir sakınca yoktur ancak o bile dışarıda oruç tutan insanlara saygı duyulması gerektiğini bilir ve bizim, lokanta sahiplerimiz, bir perde gererler içeridekiler dışarıdakini, dışarıdakiler içeridekileri görmez. Ancak son zamanlarda Kayserimiz, mütedeyyin, muhafazakar bir topluma sahip kentlerimizden birisi ama böyle herkesin açıktan görebileceği, hele hele yeni oruç tutmaya başlamış olan gençlerimizi tahrik edici şekilde bir kısım fast foot dediğimiz dükkanlar, dürümcüler, ayak üstü yiyecek ikramında bulunan iş yerlerimizin her hangi bir edep ve hayâ duygusu olmadan böyle bir satış yapmalarının ben şehrimizin manevi dokusuna zarar verdiğini düşünüyorum.

E. KİPMAN: Ramazan ayı içerisinde orucu kazaya veya tehlikeye düşürmemek için Müslümanlar nelerden sakınmalı?

ORUÇ SAHUR VAKTİ İLE BAŞLAYIP İFTAR VAKTİ OLAN SÜRE İÇERİSİNDE YEME, İÇME VE CİNSEL MÜNASEBETTEN KENDİMİZİ ALI KOYMA DEMEKTİR

Ş. GÜVEN: Oruç sahur vakti ile başlayıp iftar vakti olan süre içerisinde yeme, içme ve cinsel münasebetten kendimizi alı koyma demektir. Öncelikle bizler diyelim ki abdest alırken, suyu ağzımıza aldığımız zaman boğazımızdan ileri geçmesini engellemeliyiz, buna kesinlikle dikkat etmeliyiz. Bununla birlikte işin bir de ahlaki boyutu var oruç tutan kişiyi manevi yönden yeniden inşa eden manevi bir ibadetimizdir. Bu sebeple oruçlu olan insan kötü söz söylememeli, zaten normal hayatta da söylenmemesi gerekir ama oruçlu daha hassasiyet göstermeli. Hatta kendisine birileri sözlü ya da fiili saldırıda bulunacak olursa, ‘ben oruçluyum´ deyip oradan ayrılmalı. O kargaşa ortamına katılmamalı. Çünkü oruç insanı kötülüklerden ve günahlardan koruyan en önemli ibadetimizdir bu anlamda. Bunun sosyal hatta biz karşılığını görüyoruz. Çünkü Ramazan ayı geldiği zaman ülkemizde suç oranlarında düşüş oluyor. Neden? Oysa Ramazan´da oruç tutan insan özellikle belli bir saatten sonra açlığın vermiş olduğu hisle daha sinirli olması gerekiyor, sinirine hâkim olamaması gerekiyor ama oruç o insanı tutuyor, oruç o insanı kötülüklerden engelliyor. Hatta Allah´ın haram kıldığı içki tüketiminde bile azalmalar oluyor. Yani, haram işlediğini bile bile bir mümin kardeşimiz içkiyi içiyor normal zamanlarda ama Ramazan´da diyor ki; bugünler mübarek günlerdir. Ben bugünlerde içki içmeyim. Aslında bu günaha müptela olan kardeşlerimiz varsa, Oruç´u ve Ramazan ayını bir vesile bilerek bu kötülükten kurtulmak için kendilerini ayarlamaları gerekiyor.

E. KİPMAN: Oruç tutmanın yanı sıra Sevgili Peygamber´imizin hangi sünneti seniyyelerini de yapmalı Müslümanlar?

KURAN-I KERİMİ OKUMAYI VE DİNLEMEYİ ALIŞKANLIK HALİNE GETİRMELİYİZ

Ş. GÜVEN: Ramazan ayı içerisinde Müslümanlar oruçlarının yanı sıra, bizler camilerimizde mukabele okuyoruz. Kuran-ı Kerimi okumayı ve dinlemeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. Ramazan ayı Kuran ayı dedik ya işte ondan istifade etmeliyiz. Ayrıca Ramazan ayının en önemli ibadetlerinden birisi de son 10 günde itikâfa girmektir. İtikâf, bir Müslüman´ın camide bir günden az olmamak şartıyla itikâfa girmesi, kendini orada tutmasıdır. Orada mümin gündüz oruçludur, gecesi ibadet halindedir. Gündüz de ibadet yapar, istirahatını yapar ama camiden dışarı çıkmaz, itikâfın kendisine göre şartları vardır. O şartlarını yerine getirir ve camide kendi hayatını gözden geçirir, yapmış olduğu hatalar varsa onlardan tövbe istiğfar yapar. Aynı zamanda o mahallenin, o şehrin insanlarıyla görüşür, tanışır, onlarla muhabbet eder, dini sohbetler yapar, bunlar yasak değildir. Ama daha çok Rabbi ile baş başa kalır, onun için Ramazan yapılması gereken şeylerden birisi de itikâfa girmektir. Özellikle geçen yıl Kayserimizde 73 camimizde itikâfa girilmiş. Bu yıl da kardeşlerimizin camilerimizde itikâfa girmelerini önemsiyoruz. Ayrıca itikâftaki o manevi atmosferde gençlerimizin istifade etmesini istiyoruz.

E. KİPMAN: Bu ayda fitre veriliyor sebebi ve ne kadar miktarda verilmeli? Ayrıca Müslüman olarak bu ayın feyzi ve bereketinden de yararlanmak için genelde zekâtlarımızı bu ay veriyoruz? Zekâtın önemini de kısaca açıklar mısınız?

MÜSLÜMAN ZEKÂTINI VERMİYORSA MALINA HARAM KARIŞTIRIYOR DEMEKTİR

Ş. GÜVEN: Emre Bey, Zekât, nisap miktarına ulaşmış olan yani İslami ölçülerde zenginlik derecesine ulaşmış olan her Müslüman´ın kırkta bir oranında vermesi gereken, farz olan bir mali ibadetimizdir. Müslümanlar bunu asla ihmal etmemelidir. Çünkü bir Müslüman nisap miktarına ulaştığı halde zekâtını vermiyorsa malına haram karıştırıyor demektir. Bu kadar açık. Çünkü o fakirin hakkıydı, vermesi gerekiyordu, vermedi o başkasının hakkı olarak malının içerisinde kaldı. Bu sebeple özellikle ülkemizde Ramazan ayında genelde zekâtlar hesaplanıp verilir. Bunun da şöyle bir esprisi vardır; kameri aylara göre bizler hesaplarız, miladi takvime göre hesaplandığı zaman her 33 yılda bir yıl kayıp olmuş olur. Çünkü 10 gün daha fazladır her miladi takvim. Bu sebeple o kayıp olmasın diyerek ve bir de Ramazan ayında ihtiyaç sahibi Müslümanlara bunları ulaştıralım, bayramlarına güzel bir şekilde girsinler diyerek zekâtlarını bu dönemde hesaplayıp verirler. 8 kısım insan vardır, o 8 kısım insana zekâtlar verilir diye Kuran-ı Kerim´de açık ve net bir şekilde yazıyor. Müslüman kardeşlerimiz ya kendi bildikleri fakirlere verir zekâtlarını ya da bizlerin aracılığı ile aynı şekilde ulaştırabilirler. Fitreyi iki kısımda değerlendirelim. Birincisi Müslüman olan herkesin, Ramazan ayı münasebetiyle vermiş olduğu fitre vardır. Bu şu demektir, hali vakti yerinde olan Müslüman kardeşimiz, evdeki hane halkı adedince, büluğ çağına girmemiş olan çocuklar, buluğ çağına girmiş olan çocuklara da verebilir ancak sorumlu değildir baba. Buluğ çağına erdikten sonra çocuk kendi sorumluluğunu kendi almış demektir. Çocuk çalışmıyorsa para kazanamıyorsa baba onun yerine de verebilir. Buna göre baba, eşinin çocukların fitresini verir. Hatta bayram namazından önce doğmuş olan çocuğun da fitresi verilir. Bu rabbimize olan bir şükürdür. Bayram Namazından önce verilmesi esas olandır. Bu yıl belirlenen asgari miktar 15 lira ama isteyen daha fazlasını verebilir. Yaşlılık veya hastalık sebebiyle tutamayacak olan Müslümanlar tutamadığı her gün için bir fitre tutarı yani 15 lira verirler. 






Video Tarihi: 3.6.2016 21:00:05





Kaynak:

Anahtar Kelimeler: MÜFTÜSÜ ŞAHİN GÜVEN
SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Resmi İlanlar

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Kayseri
21 Ağustos 2017 Pazartesi
Bugün
Güneşli
33 °C
16 °C
Salı
Güneşli
29 °C
15 °C
Çarşamba
Güneşli
27 °C
15 °C
1. LİG

 
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

/resimler/2017-6/16/1033434095171.jpg

KANALIMIZA ABONE OL