Tarih: 22.02.2013 09:30

KARIN, BEL, KASIK AĞRISI, KARINDA ŞİŞLİK, GERGİNLİK, GAZ SANCISI, YUMURTALIK KANSERİNİN HABERCİSİ OLABİLİR

Facebook Twitter Linked-in

Dr. Alper Taştan, yumurtalık kanseri görülme sıklığının, 70 yaş üzerinde en yüksek, 40 yaş altında nadir olduğunu vurgulayarak, ''En sık olarak 65-75 yaş aralığında görülür. Kanserin ilk tespiti geç evrede yani uzak organ yayılımının olduğu evrede olduğundan günümüz şartlarında tüm modern tedavilere rağmen beş yıllık sağ kalım oranı yüzde 40'ın altındadır. Erken evrede tespitlerde bu oran yükselir'' diye konuştu.
Yumurtalık kanserinde risk faktörlerinin; ileri yaş, evlenmemiş olmak, kısırlık, hiç doğum yapmamış veya az doğum yapmış olmak, ailede, birinci derecede akrabalarda yumurtalık kanseri öyküsü, genetik yatkınlık, erken yaşta adet görmek, geç yaşta menopoza girmek olduğunu kaydetti.
Doğum kontrol hapı kullanımı, doğum sayısının fazla olması, süt verme, rahmin alınması gibi durumların ise yumurtalık kanseri riskini azaltan faktörler olarak sıralanabileceğini belirten Dr. Taştan, şöyle devam etti:
''Yumurtalık kanseri kadınlarda tüm ölüm sebepleri arasında beşinci sırada, jinekolojik kanserlerden ölüm sebepleri arasında birinci sırada yer alır. Yumurtalık kanseri erken evrede belirtisizdir. Hastalık ilerledikçe yumurtalıktaki büyümüş kitlenin çevre doku ve organlara baskısı sonucu karın bel kasık ağrısı, karında şişlik, gerginlik, gaz sancısı, hazımsızlık, iştah azalması veya tokluk hissi, bulantı, kilo kaybı, kabızlık, sık idrara çıkma, hazneden kanama görülebilir. Karında ve akciğer zarları arasında sıvı birikmesi sonucu gerginlik şikayetleri artar ve nefes darlığı gelişir.''
Jinekolojik muayenede yumurtalıklarda kitle tespit edilirse ileri tetkiklere geçilerek ultrasonografi, tomografi, MR gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulduğunu ifade eden Dr. Taştan, ''Kanda tümör belirteci olan CA-125 adlı bir maddeye bakılır. Ancak CA-125 yumurtalığın selim hastalıklarında da yükselebilir. Ayrıca sindirim sistemiyle ilgili gastroskopi, kolonoskopi, idrar yollarıyla ilgili Sistoskopi, İVP yapılmalıdır'' dedi.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Alper Taştan, yumurtalık kanserinin tedavisiyle ilgili de şu bilgileri verdi:
''Yumurtalık kanserinin klasik tedavisi cerrahi ve sonrasında yapılan ilaç tedavisi (kemoterapi), bazı hastalarda da ışın (radyoterapi) tedavisidir. Cerrahi tedavi, histerektomi ve iki taraflı Salpingo-ooferektomi denilen rahim, her iki yumurtalık ve tubanın alınması ameliyatıdır. Ameliyat esnasında ayrıca karın içi sıvı, lenf nodları, appendiks, karın zarı alımı da yapılır. Bunlar tümör yayılımı açısından incelenip hastalığın yayılımı saptanarak ek tedavi yapılıp yapılmamasına karar verilir. İleri evrede olduğu tespit edilirse çıkarılabilecek tüm dokular çıkarılarak hastaya Kemoterapi planlanır. Kemoterapi genellikle ayaktan uygulanır, hastanede yatmaya gerek yoktur. Kemoterapi sonrası hasta ikinci kez ameliyata alınarak hastalığın seyri hakkında bilgi sahibi olunur. Nadir durumlarda hastalık tek yumurtalık ile sınırlıysa ve hasta genç ve doğurmak istiyorsa yalnızca hastalıklı yumurtalık alınır. Hastalar tedavi sonrası ilk iki yılda üç ayda bir muayene, CA-125 tetkiki, akciğer grafisi ve tomografi ile kontrol edilir. Sonraki üç yıl için altı ayda bir daha sonra yılda bir kontrol yapılır.''




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —