Tarih: 09.09.2014 21:54

KARPUZSEKİSİ`NİN MANDALARI

Facebook Twitter Linked-in

Gökyüzüne yükselen gökdelenler altında nefes alıp vermeye çalışan, doğa mı, yoksa doğanın bir parçası olan insanoğlu mu ? Teknolojinin gelişmesi, hayat standartlarının yükselmesi, kapitalist toplumun kat üstüne kat inşa ederek ortaya çıkardığı modern şatolar . Bu yalnızca madalyonun bir yüzü. Diğer tarafta ise katledilen doğa, GDO’lu yiyeceklerimiz, seri üretim neticesinde çayır ya da güneş görmeden, insanoğlu “doyabilsin” diye ürün veren hayvanlar ... Modern ahırlar ve her geçen gün “Betonlaşan” yaşam alanlarının mani olduğu onlarca meslekten yalnızca bir tanesi manda yetiştiriciliği.  İşte bu meşakkatli  mesleğin  Karpuzsekisi  Köyü’nde ikamet eden son temsilcisi manda yetiştiricileri, yorgun çehrelerindeki  güneş yanığı,  avuçlarındaki nasırlı çatlaklarla bir mahcup, biraz  çekingen halleri ile haber ekibimize  sorunlarını anlatıp "Düzenimizi Bozdurmayı"  diye haykırdılar sessiz çığlıkları ile...  Ve eklediler   “Bitti. Niye bitti dersen ? Şimdi keseden yem yiyor hayvanlar. Hiçbiri çayırı bilmiyor. Çiftçiliği olan birkaç kişi var, onlar hayvanı beslerler. Yoğurdunu satarlar. Sarılık  için yoğurdu  son derece  şifalıdır. Yağsız olur.  Ancak  çayır bulup yayılamayan hayvandan ne derece şifalı  yoğurt elde edilebilir siz karar verin. Zor tabi, kolay değil. Bunlar sazda yayılır, temiz su içmesi lazım. Organize tarafından kötü sular geliyor, hayvan içiyor, hastalanıyor. Su olmazsa bu hayvan yaşamaz, temiz su olması lazım. Şu an mesela sazımızı su bastı, boğaz köprü yapıyorlar. Malımız rezil durumda, yayılamıyorlar. Organize bizim yayla meramızı çok daralttı. Hayvanlar şimdi kara saz dediğimiz yerde yayılıyor. Organizeden gelen artık sular da üretimde büyük sıkıntı oluyor. Bu iş köyümüzün temel geçim kaynağı. Mandanın muazzam kaymağı olur. Kilosu da 30 liraya verilir. Yoğurdunun kilosuysa 5 liradır"

 

Çarklar dönsün, dişliler dişlesin doğanın kalbini. Emlak reklamlarında “Yeşil yaşam alanları” bulunan gökdelenler rağbet görsün en yüksek fiyatlarına rağmen. “Kurtarılmış bölgeler” misali iç çekerek baktığımız yeşil alanları doya doya izleyelim. Ancak gökyüzü hıçkırarak ağladığında hissettiğimiz toprak kokusunu, bitirmek istercesine çekelim ciğerlerimize. Belki bugün son. Belki de yarınlarda torunlarımız yalnızca özel korunaklı cam bölmelerden tanıyabilecekler, son  kalan  mandaları. Bir Kızılderili atasözünde de belirtildiği gibi;” Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın  yenmeyeceğini anlayacaktır"

Karpuzseksi  Köyü`ne yıllar yılı ak sütü ile can veren  kimyasal kokulu kirli sulara bulanmış  `Kara  Mandalar`ın kara kaderleri  hayat çizgilerinde yok oluşu gösterse de, bir umut  belki birileri çıkıp  `Kara Mandaların`ın kara kaderine "Dur" deyip Karpuzsekisi Köyü`nü  yeniden yeşile  boyar...  Atıklarla  kararmış suyunu kavuşturur  eski berraklığına...  Kara Mandalar  yeniden  boy gösterip arz- endam eder Karpuz sekisi  çayırlarında...

Yada geçince iş işten yeniden  bir doğa meydana getirmek için kaç nesil  çabalar durur  "Eskiden burlarda Karpuzseksi  diye bir  köy varmış  ve o köyde göz alıcı mandalar yetişip ak sütleri ile  beslermiş köy halkını"  söylencelerini kulaktan kulağa aktararak  faydasız çırpınışlarla...




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —