Tarık Sena Kösedağ

Tarih: 24.01.2026 11:03

Eleştirinin de bir dozu olmalı

Facebook Twitter Linked-in

Eleştiri elbette yapılır. Hatta yapılmalıdır.

Basının, taraftarın, okurun sorgulaması; gazeteciliğin canlı kalmasının en önemli nedenlerinden biridir. Ancak her şeyde olduğu gibi eleştirinin de bir ölçüsü, bir dozu, bir adabı vardır. Bu sınır aşıldığında eleştiri olmaktan çıkar, doğrudan saldırıya dönüşür.

Meslek büyüğüm, bu işe yıllarını vermiş, gazetecilik mesleğinde ciddi bir birikime sahip olan abim Hakan Çiftci, dün akşam saatlerinde aldığı iki transfer duyumunu haberleştirerek kamuoyuna servis etti. Haberde adı geçen futbolcular, Türkiye’nin köklü kulüplerinden Fenerbahçe ve Galatasaray forması giymiş isimlerdi: Fred ve Ahmet Kutucu.

Ahmet Kutucu ile ilgili haber daha sakin karşılandı. “Olabilir”, “neden olmasın” gibi yorumlar yapıldı. Ancak Fred ismi gündeme geldiği anda işin rengi tamamen değişti. Sosyal medyada yapılan yorumlar, kullanılan üslup ve edilen sözler, kabul edilebilir eleştiri sınırlarının çok ötesindeydi. Ortaya konan tablo, ne yazık ki mesleğe, emeğe ve kişiye duyulan saygının ne kadar kolay yok sayılabildiğini bir kez daha gösterdi.

Oysa gazetecilik tam da budur. Duyum alırsın, ihtimali değerlendirirsin, kamuoyunu bilgilendirirsin. Bazen doğru çıkar, bazen çıkmaz. Yanılma payı vardır. Zaten hangi meslek dalında herkes işini dört dörtlük yapıyor? Hangi alanda hata hiç yapılmıyor? Mühendis de yanılır, doktor da, öğretmen de… Gazeteci de.

Sorun hata yapılması değil, hataya verilen tepkidir.

Ne yazık ki ülkemizde eleştiri kavramı çoğu zaman argo kelimelerle, hakaretle ve ağıza alınmayacak ifadelerle eş tutuluyor. İnsanlar fikri eleştirmek yerine kişiyi hedef almayı tercih ediyor. Bu da eleştiriyi yapıcı olmaktan çıkarıp yıkıcı bir hale getiriyor.

Haberin doğruluğunu sorgulayabilirsin. “Zor transfer”, “bence mümkün değil” diyebilirsin. Buna kimsenin itirazı yok. Ama bir insanın emeğine, yıllarını verdiği mesleğine hakaret etmek, işi kişiselleştirmek ne gazeteciliğe ne de taraftarlığa yakışıyor.

Bir de madalyonun diğer yüzü var.

Diyelim ki Kayserispor, adı geçen bu iki oyuncuyla da gerçekten anlaştı. Ligin ikinci yarısında Fred ve Ahmet Kutucu sarı-kırmızılı formayı giydi. Bugün en sert sözleri söyleyenler, o gün çıkıp “yanılmışız, tebrik ederiz” diyebilecek mi?

Büyük ihtimalle hayır.

Çünkü maalesef toplum olarak “çamur at, izi kalsın” anlayışına fazlasıyla yakınız. Yanıldığımızda susmayı, haklı çıkanın emeğini teslim etmeyi, özür dilemeyi pek sevmiyoruz. Eleştiriyi bolca yapıyoruz ama sorumluluğunu üstlenmiyoruz.

Eleştiri kıymetlidir, hatta gereklidir.

Ama saygı çerçevesinde yapıldığında anlam kazanır. Aksi halde eleştiri değil, sadece gürültü olur.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —